Ceza muhakemesinde kural olarak suçlar resen soruşturulur ve kovuşturulur. Ancak bazı suçların takibi, mağdurun veya suçtan zarar gören kişinin şikâyetine bağlı kılınmıştır. Şikâyet, bu suçlarda bir muhakeme şartıdır; yokluğu halinde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bu yazıda, şikâyet kurumunun hukuki niteliği, şikâyete tabi suçlar, şikâyet süresi, şikâyetin yapılması, şikâyetten vazgeçme ve vazgeçmenin sirayeti gibi temel konular ana hatlarıyla ele alınacaktır.

1. ŞİKÂYET KAVRAMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ

Şikâyet, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, suçtan zarar gören kişinin yetkili makamlara başvurarak ceza muhakemesinin başlatılmasını talep etmesidir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı bir kamu hukuku yetkisidir. Avukatlık Kanunu m.35 uyarınca vekil tarafından da kullanılabilir. Tüzel kişiler yetkili organları aracılığıyla şikâyetçi olabilir. Şikâyet hakkı, şahsa sıkı sıkıya bağlı olduğundan, kural olarak başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez; ancak suçtan zarar gören kişinin ölümü halinde, bazı istisnai durumlarda mirasçılar şikâyet hakkını kullanabilir (örneğin, hakaret suçunda mağdurun ölümü halinde mirasçılar şikâyetçi olabilir). Şikâyet hakkının kullanılması, irade beyanının açık ve koşulsuz olmasını gerektirir. Yargıtay, şikâyet iradesinin tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulması gerektiğini vurgulamaktadır.

2. ŞİKÂYETE TABİ SUÇLAR

Türk Ceza Kanunu’nda şikâyete bağlı başlıca suçlar şunlardır: Basit kasten yaralama (TCK m.86/2), taksirle yaralama (TCK m.89), basit cinsel saldırı (TCK m.102/1), cinsel taciz (TCK m.105/1), tehdit (TCK m.106/1 ikinci cümle), konut dokunulmazlığının ihlali (TCK m.116/1-2), hakaret (TCK m.125), hırsızlık (TCK m.167/2 kapsamındaki kişiler arasında), mala zarar verme (TCK m.151/1-2), güveni kötüye kullanma (TCK m.155/1), hakkı olmayan yere tecavüz (5841 sayılı Kanun ile değişik TCK m.154/1). Ayrıca, TCK m.167/2’de sayılan akrabalar arasında işlenen malvarlığı suçları da şikâyete tabidir. Bu suçların ortak özelliği, failin cezalandırılabilmesi için mağdurun veya suçtan zarar görenin şikâyetinin aranmasıdır. Şikâyet şartı, kamu düzenine ait olmayıp tamamen mağdurun iradesine bırakılmıştır. Bu nedenle, şikâyetin yokluğu halinde dava düşer veya takipsizlik kararı verilir.

3. ŞİKÂYET SÜRESİ (HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE)

Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesinin birinci fıkrasına göre, şikâyet hakkı, yetkili kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; kesilmesi veya durması söz konusu değildir. Süre, dava zamanaşımı süresini geçmemek kaydıyla işler. Öğrenme anı açısından hem fiil hem de fail öğrenilmelidir; hangisi daha geç öğrenilmişse süre o tarihten başlar. 2024 yılında 7531 sayılı Kanunla eklenen düzenleme ile hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her halde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Birden çok mağdur olması halinde her biri için süre ayrı işler (TCK m.73/3). Kesintisiz suçlarda şikâyet süresinin başlangıcı konusunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihin esas alınması gerektiğini kabul etmektedir (CGK 2018/240 E., 2020/193 K.). Altı aylık sürenin geçirilmesi halinde şikâyet hakkı düşer ve soruşturma veya kovuşturma yapılamaz. Bu süre, ceza muhakemesinde kesin bir süredir ve mahkemece resen dikkate alınır.

4. ŞİKÂYETİN YAPILMASI

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesine göre, şikâyet Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir. Şikâyet yazılı olabileceği gibi, tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak da yapılabilir. Belirli bir şekil şartı yoktur; ancak kovuşturma iradesini açıkça ortaya koyan bir içerik taşımalıdır. “Şikâyetçiyim”, “cezalandırılmasını istiyorum”, “gereğinin yapılmasını talep ederim” gibi ifadeler yeterlidir. Şikâyet dilekçesinde, suçun unsurlarını oluşturan fiillerin somut bir şekilde anlatılması, failin kim olduğunun belirtilmesi ve şikâyet iradesinin açıkça ortaya konulması gerekir. Soyut ve genel nitelikteki şikâyetler, CMK m.158/6 uyarınca soruşturma yapılmasına yer olmadığı kararı ile karşılanabilir. Ayrıca, şikâyet hakkı olan birden fazla kişinin bulunması halinde, her biri ayrı ayrı şikâyetçi olabilir ve birinin şikâyeti diğerlerinin hakkını etkilemez.

5. ŞİKÂYETTEN VAZGEÇME

Şikâyetten vazgeçme, usulüne uygun yapılmış şikâyetin geri alınmasıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. Vazgeçme, kural olarak sanığın kabulüne bağlıdır (TCK m.73/6); sanık kabul etmezse yargılama devam eder. Eğer suç sabitse düşme kararı verilir; suç sabit değilse beraat kararı verilir. Vazgeçme geri alınamaz; hata, hile veya cebir halleri istisnadır. Vazgeçme sırasında şahsi haklardan da vazgeçildiği ayrıca açıklanmışsa, hukuk mahkemesinde tazminat davası açılamaz (TCK m.73/7). Vazgeçmenin geçerli olması için, vazgeçen kişinin bu konuda irade beyanında bulunması ve vazgeçmenin kapsamının açık olması gerekir. Vazgeçme halinde, dosyanın akıbeti mahkemece değerlendirilir ve gerekli karar verilir.

6. ŞİKÂYETTEN VAZGEÇMENİN SİRAYETİ

Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesinin beşinci fıkrasına göre, iştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. Bu, şikâyetin bölünmezliği ilkesinin bir sonucudur. Yargıtay 1. Ceza Dairesi (2022/13937 E., 2023/836 K.) bu kuralın şikâyete tabi suçlarda uygulanacağını vurgulamıştır. Şikâyete tabi olmayan suçlarda bu kural geçerli değildir. Taksirli suçlarda iştirak mümkün olmadığından sirayet söz konusu olmaz. Sirayet kuralı, mağdurun bir fail hakkındaki vazgeçmesinin diğer faillere de etki etmesi anlamına gelir. Bu durum, ceza muhakemesinde şikâyetin bölünmezliği ilkesinin bir yansımasıdır. Ancak, vazgeçmenin kapsamı ve sınırları somut olaya göre değerlendirilmelidir. Örneğin, mağdur yalnızca bir fail hakkında şikâyetten vazgeçtiğini açıklamış ve diğer failler hakkında şikâyetini sürdürdüğünü belirtmişse, bu durumda vazgeçmenin diğer faillere sirayet edip etmeyeceği tartışmalıdır. Yargıtay, bu tür durumlarda mağdurun iradesinin açıkça ortaya konulması gerektiğini belirtmektedir.

7. ŞİKÂYETİN SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA EVRELERİNDEKİ ETKİSİ

Soruşturma aşamasında şikâyet yoksa, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verir. Ancak, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesinin yedinci fıkrasına göre, soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğu anlaşılırsa, mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde yargılamaya devam olunur. Bu hüküm, soruşturma aşamasında şikâyetin alınmaması nedeniyle mağdurun hak kaybına uğramasını önlemek amacıyla getirilmiştir. Yani, mahkeme suçun şikâyete bağlı olduğunu fark ederse, mağdurun şikâyetçi olup olmadığını araştırır; mağdur şikâyetçi ise yargılamaya devam edilir, değilse düşme kararı verilir. Ayrıca, şikâyet hakkı olan birden fazla kişinin bulunması halinde, bir kişinin şikâyeti diğerlerinin hakkını etkilemez. Şikâyet, ceza muhakemesinde önemli bir muhakeme şartıdır. Süresi (6 ay), şekli (yazılı/sözlü), vazgeçme ve sirayet gibi kuralları, hem mağdurun haklarını korumakta hem de failin uzun süre belirsizlik içinde kalmasını engellemektedir.

SONUÇ

Ceza hukukunda şikâyet kurumu, belirli suçların takibinin mağdurun iradesine bırakılması esasına dayanır. Şikâyet, hak düşürücü süre olan altı ay içinde kullanılmalı; yazılı veya sözlü olarak yetkili makamlara yapılmalıdır. Şikâyetten vazgeçme halinde ise sanığın kabulü aranır ve vazgeçme diğer faillere sirayet eder. Soruşturma veya kovuşturma aşamasında şikâyetin varlığı dikkate alınmalı; şikâyetin yokluğu halinde dava düşer veya takipsizlik kararı verilir. Mağdurların, şikâyete bağlı suçlarda haklarını koruyabilmeleri için 6 aylık hak düşürücü süreye dikkat etmeleri, vazgeçme halinde sonuçlarını değerlendirmeleri büyük önem taşır. Bu kurallar, ceza muhakemesinin sağlıklı işlemesi ve adaletin tecellisi açısından hayati rol oynamaktadır.

Yazan Av. Koray GÖKOĞLU (Ostim Avukat)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir