Eşler arasındaki duygusal bunalımların ilk etkisini göstereceği alan cinsellik olmaktadır. TMK mad. 185/3. Hükmündeki sadakat yükümlülüğü cinsel sadakati de içermektedir. Cinsellikte ortaya çıkan sorunlar ise evlilik birliğinin sarsılmasına ve boşanmalara sebep olmaktadır.

Cinsel şiddete örnek olarak cinsel ilişki kuramama sorunları bulunmayı, cinsel ilişki kurulmasına rağmen sorunları bulunmayı, cinsel açıklamada bulunmayı, cinsel sapkınlıkta bulunmayı, cinsel güveni sarsıcı davranışlarda bulunmayı ve cinsel sadakate aykırı davranışlarda bulunmayı sayabiliriz.

Ayrıca eşlerin cinsel ilişki kuramamalarının boşanma konusu davranış sayılabilmesi için cinsel ilişkinin kurulamadığının anlaşılması lazımdır. Eşler arasında çekişme varsa rapor alınması zorunludur. Bu konuda yalnızca tanık anlatımı yeterli olmayacaktır.

Öte yandan cinsel ilişki kurulamamasının sebebi belirlenmelidir.

Aşağıda eş ile cinsel ilişki kuramama hususunda, müvekkillerden gelen soruları Yargıtay kararları çerçevesinde cevaplayarak siz değerli okuyuculara bilgi vermeye çalışacağız.

EVET. Eşlerin cinsel ilişkiyi kuramamaları da cinsel şiddete yönelik bir davranış olduğundan boşanma konusu davranışlardandır.

“… evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda eşine “sen erkek değilsin” diyen kadının eylemine karşın, cinsel birleşmeyi gerçekleştiremeyen ve birlik görevlerini yerine getiremeyen kocanın daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Kadının da boşanma davasının kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru bulunmamıştır…” (2.HD., 17.11.2005 tarih, 13443 E., 15881 K.)

HAYIR. Evlilik birliği kurulduğundan itibaren çok kısa süreler geçtiğinde mahkeme evlilik süresi için makul bir süre geçmesi gerektiğini kabul etmektedir. Dolayısıyla sadece cinsel ilişki kurulmamasını boşanma sebebi olarak kabul etmeyip çifte beraber makul bir süre tanınması kararı vermektedir.

“…Taraflar 5 gün bir arada kalmışlardır. Bu süre taraflar arasında cinsel uyumsuzluk bulunduğunu kabul için yeterli değildir. Yalnızca cinsel ilişkinin 5 gün içinde kurulamamış olması evlilik birliğinin temelden sarsıldığını göstermez…” (2.HD., 08.03.2002 tarih, 2456 E., 3222 K.)

EVET. Tarafların psikolojik sebeplerle de olsa başka bir sorun yoksa uzun evlilik süresinde cinsel ilişki kuramamaları, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet verecektir.

“…davalının cinsel ilişkiye girmediği tanık sözleri ve doktor raporuyla doğrulanmıştır. Beş ay gibi uzun bir süre ilişki kurulmamış olması evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunu gösterir…” (YHGK, 25.10.1995 tarih, 672 E., 844 K.)

EVET. Eşin cinsel hastalığının tedavisinden kaçınması, Yargıtay İçtihatları çerçevesinde bir boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir.

“…davacının vaginismus hastası olup tedaviden kaçındığı anlaşılmaktadır. Kocadan kaynaklanan ve boşanmayı gerektiren maddi bir hadisenin varlığı kanıtlanmamıştır. TMK 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekir…” (2.HD., 12.07.2004 tarih, 8473 E., 9378 K.)

EVET. İstek dışı cinsel ilişki kurulması Yargıtayca kabul görmüş bir boşanma sebebidir.

“…davalı-davacı kadının evlilik öncesi cinsel ilişkilerini eşine anlatmasına karşın, davacı-davalı kocanın da davalı-davacı kadınla nikahtan sonra ancak düğünden önce zorla ilişkide bulunduğu, evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda birinin kusurunun diğerinden üstün tutulmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir…” (2.HD., 26.02.2009 tarih, 1108 E., 3315 K.)

EVET. Eşlerin cinsel ilişki kurulmasına rağmen cinsellikle ilgili aykırı davranışları içerisinde yer alan bir diğer davranış da yatağını ayırmaktır. Yargıtay bu eylemin aile düzenini bozduğunu kabul ederek boşanma sebebi olarak kabul etmiştir.

“…Mahkemece, davacı-karşı davalı kadının davası kabul edilerek boşanma kararı verilirken davalı-karşı davacı erkeğin davası reddedilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının, birlik görevlerini yerine getirmediği, yatağını ayırdığı, uzun süre aynı evde küs yaşadığı ve buna göre davalı-karşı davacı kadının da kusurlu olduğu anlaşılmaktadır…” (2.HD., 07.02.2017 tarih, 2015/22032 E., 2017/1159 K.)

Uygulamada görülen, yukarıda da sıraladığımız üzere Yargıtay tarafından kabul görmüş ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan cinsel şiddet içerikli hususlar geçerli birer boşanma sebebi sayılacaktır.

Yazan Av. Koray GÖKOĞLU

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir